GÖNÜL SAYFASINA HOŞGELDİNİZ

SEVDA ÜSTÜNE

Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalan
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş
Gözleri,yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır,hastadır,kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalan
İçinde birtek suret yaşayan yüreğe yürekmi derler
Birtek yaprak veren dalın boynun burarlar
Birtek meyve veren dalı keserler
İnsan dediğin buğday tarlası gibi olmalı
Estimi rüzgar bir değil milyonlar için esmeli
Birtek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin meyva misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı
Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtulalım birer hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebileceğimiz kadar

Bedri Rahmi Eyüboğlu

 

 

YASAK SEVİŞMEK

Öteki kapımdan gel bunu açamazsın
Eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
Hem tetik bulun ardında biri olmasın
Hanidir ben bu evde saklanıyorum
Adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
Gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın
Sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel
Pancurların gerisinde kararıyorum
İçime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
Telefonda sesini tanıyamıyorum
Yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
Böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
Sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın
Hem tetik bulun ardında biri olmasın
Artık hiç kimse beni yaşamıyor
Aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
Korkularım oldum bittim kimsesizdiler
Yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
Bir revolver romanımı tamamlıyor
Oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
Yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın
Üzerime kilitleyip mühürlediler
Hem tetik bulun ardında biri olmasın

Atilla İlhan

       

Senden Sonra

Burdan gittin gideli nasıl içliyiz, bilsen!
Göklerin gözü yaşlı, kırlar hazin, ben hasta;
Sensiz geçecek günler için bütün köy yasta...
Gelsen bir gün olsun gözyaşımızı silsen!..

Eczasıydık bir külün: deniz, kır, çam, gök ve biz;
Sen ayrıldın tarumar oldu bütün bir alem...
Bir kubbesi yıkılmış mabedde miyim bilmem.
Dualarım boş döndü bırakmadan hiçbir iz...

Sen de yapayalnız mısın o gurbet ellerinde?
Senin de ilahına yetişmiyor mu sesin?
Kaldır başını, bari gözlerimiz birleşsin
Göklerin en esrarlı, en karanlık yerinde.

 

Şuküfe Nihal

                                             

Aşk İlahilerinden -1

Yapraklarla dökülen acı bir güz yağmuru
Beni gözyaşı içmiş çevrem kadar ıslattı;
Sensin diye inledim kim gelse bana doğru,
Kim gitse sensin diye yüreğim hızla attı.

Bütün bir gün bekledim sığınıp bir serviye,
Esen rüzgarla döndü yarı yoldan dileğim.
Son geçen yolcu sordu:"Beklediğin kim?" diye...
Beklediğim mi? Ben, aah, onu nerden bileyim?...

Faruk Nafiz Çamlıbel

 

Aşk İlahilerinden -2

Bir gün Çobanyıldızı sana iletir diye,
Yola düştüm her akşam karanlıkla beraber.
Ben gökte yıldızımı ararken biteviye,
Kopacak fırtınadan bulutlar verdi haber.

Fırtınayı önceden nasıl sezerse korsan,
Nasıl yelkenlerini boşaltırsa, toplarsa,
Geliyorsun, anladım, bir dağın arkasından,
Ve boşalttım kalbimde senden başka ne varsa!

 

 

Faruk Nafiz Çamlıbel

 

Sen Benim Sarhoşluğumsun

Sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış
üstüm başım çamur içinde
yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.

Nazım Hikmet

 

HATIRLAMA

Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,
Rüyaların kadar sade, güzeldin,
Başbaşa uzandık günlerce ıslak
Çimenlerinde yaz bahçelerinin.

Ömrün gecesinde sükun, aydınlık
Boşanan bir seldi avuçlarından,
Bir masal meyvası gibi paylaştık
Mehtabı kırılmış dal uçlarından..

AHMET HAMDi TANPINAR

                                 

                                R. Hande Karamanlıoğlu'dan Seçmeler

Sarhoşluğun son deminde
Beni ışıklar içinde göreceksin...
Bil ki o mutluluk anında
Özlemi sonsuzluğa gömeceksin..
.

Buğulu gözlerde belirdi bir damla yaş
O gözlerden akan aslında
Benim kalbime fırlayan serseri bir taş.

Mehtabı bir ömür paylaşmaktadır
Aşkın o engin lezzeti...
Sensiz izlediğim gecelerin kederi
Bil ki bağrımda bir yara gibi...

Yazsam tüm pişmanlıklarımı
Buz tutmuş bir cama
Buhar olup uçarlar mı
Sabah güneş doğduğunda ?

Yaklaştıkça sen terkediyor,
Bir önceki aşkın matemi...
Bilmezken ne yaptığımı önceden,
Hissediyorum azat ettiğim cesareti !

Sen de ne buldum, ne bileyim ?
Belki bir bakışın,
Belki de dudaklarını aralayışındı...
Hiç bilmiyorum.
Sana tutlduğumu bilmek yeterince zorken
O kadarını da bilmeyim, müsade edersen...

                                                                                                                                             

GRETCHEN

Ne derin bir yara açtı
Kalbimde bu sevgi hemen,
O güzel rahatım kaçtı,
Artık bulamam onu ben.

Her yer bana şimdi onsuz
Sanki bir mezar oluyor,
Hayatım da artık sonsuz
Üzüntülerle doluyor.

Çılgına sönen başımdan
Aklım fikrim uçtu gitti,
Hiç dinmeyen gözyaşımdan
Varlığım eridi gitti.

Ne derin bir yara açtı
Kalbimde bu sevgi hemen,
O güzel rahatım kaçtı,
Artık bulamam onu ben.

Ancak ona bakmak için
Penceremi açıyorum,
Sade ona koşmak için
Evimizden kaçıyorum.

Yürüyüşü bile kibar,
Endamı da çok heybetli,
Tatlı bir tebessümü var.
Bakışları pek kudretli.

Söz söylerken büyülüyor
Herkesi tatlı sesiyle,
El sıkarken hep gülüyor,
Mestediyor busesiyle!

Ne derin bir yara açtı
Kalbimde bu sevgi hemen,
O güzel rahatım kaçtı,
Artık bulamam onu ben.

Var kuvvetimle koşarak
Onun boynuna atılsam,
Sonra büsbütün coşarak,
Ona sımsıkı sarılsam.

Onun sıcak kucağında
Hele bir murada ersem,
Ve dudağım dudağımda
Onu öperek can versem!

J. W. VON GOETHE

 

Gözlerin

Düşlerin parlayıp söndüğü yerde
Buluşmak seninle bir akşam üstü
Umarsız şarkılar dudağımda bir yarım ezgi
Sığınmak gözlerine sığınmak bir akşam üstü
Gözlerin bir çığlık bir yaralı haykırış
Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi

Bir orman bir gece kar altındayken
Çocuksu uçarı koşmak seninle
Elini avucumda bulup yitirmek yitirmek
Sığınmak ellerine sığınmak bir gece vakti
Ellerin bir martı telaşlı ve ürkek
Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken

Bir kenti böylece bırakıp gitmek
İçinde bin kaygı binbir soruyla
Bitmemiş bir şarkı dudağımda bir yarım ezgi
Sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu
Gözlerin bir çığlık bir yaralı haykırış
Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi...

Zülfü Livaneli

 

OTUZBEŞ YAŞ

Yıl bindokuzyüz doksanbir
Yaş otuzbeş
"Dante gibi ortasındayız ömrün"
Cahit Sıtkı... şu bizim otuzbeşlik ihtiyar
Böyle söylemiş hüzünle, yaşarken ağlayarak ölümüne...
Yaş otuzbeş yolun yarısı mı eder?
Yoksa işin başında mıyız daha?
Yüzüm çoktan değişti biliyorum
Ama halen çocuklar gibi seviyorum
Duvar ördüler üzerime
Bin renge boyadım her taşını
Onbeş yaş gibi seviyorum yine de
Otuzbeş yaşımı..
Ölümden korkmamak önemli bir de
Aynaya bakarken utanmamak.

RECEP MARAŞLI

 

Faust'tan

Bir Kral Thule ülkesinde
Mezara kadar sadık kalmış,
Ve yarinden son nefesinde
Güzel bir altın kupa almış.

Herşeyden üstünmüş kupası,
Yemeklerde bundan içermiş.
Ağzına dikince bu tası,
Bir müddet kendinden geçermiş

Vermiş ömrü sona erince,
Herşeyini veresesine.
Altın kupasına gelince,
Onu alıkoymuş nefsine.

Yemek salonuna geçerek
Vezirleri yanına almış,
Ve denize bakıp içerek
Neşeli bir sohbete dalmış.

Eline alarak tasını
Şaraptan son bir yudum tatmış,
Sonra mukaddes kupasını
Fırlatarak denize atmış.

Tas suyun dibine batınca
Onun kalbi elemle dolmuş,
Ve gözlerini kapatınca
Bir daha hiç içemez olmuş...

J. W. Von Goethe

 

Yine Sana Dair

Sende,ben,kutba giden bir geminin sergüzeştini,
sende,ben,kumarbaz macerasını keşişlerin,
sende,uzaklığı,
sende,ben,imkansızlığı seviyorum.
Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
ve kan ter içinde,aç ve öfkeli
ve bir avcı iştihasıyla etini dişlemek senin.
Sende,ben,imkansızlığı seviyorum,
fakat asla umutsuzluğu değil.

Nazım Hikmet

 

Seni Düşünmek

Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı
dinlemek gibi bir şey...

Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinleme değil,
şarkı söylemek istiyorum.

Nazım Hikmet

 

Ömrüne Yan Kuzum

Karanlık hayatı ışıklandıran
Tutuşmuş bir kalbin alevleridir;
Kızıllık görmeyen ufku andıran
Bir yürek bahtına yansa yeridir.

Vah o boş kalbe ki aşkı tatmadı!
Ah o tat,duydukça doyulmayan tat!
Yanmanın lezzeti,acının tadı;
Yerine başkası konulmayan tat!

Ömrüne yan kuzum,bir çift göz için
Canını o korla dağlamadınsa!
Bir güzel yüz için,bir tek söz için,
Bir tutam saç için ağlamadınsa!

Necmettin Halil Onan

 

Uzakta

Hergün seni arıyorum,
Niçin benden uzaktasın?
Dağa,taşa soruyorum;
Niçin benden uzaktasın?

Yanık bir bülbül ötüyor,
Sesini hatırlatıyor;
Yüzün gözümde tütüyor,
Niçin benden uzaktasın?

Çimenler sararıp yanmış,
Çiçekler yere kapanmış,
Yeryüzü çöllere dönmüş,
Niçin benden uzaktasın?

Şu köşede otururdun,
Şurda ayakta dururdun;
Şurda salınır yürürdün;
Niçin benden uzaktasın?

Yüzüm gülmeğe üşenir,
Gözümden yaşlar boşanır,
Sen yokken nasıl yaşanır?
Niçin benden uzaktasın?

Sabahaddin Ali

 

SIRILSIKLAM AŞK

Erkenden uyandırdı,
Sırılsıklam aşk.
Parkları dolaştırdı,
Güneşi gösterdi bana.
Sözler verdirtti sana ilişkin.
Taşkın bir coşku,
Kuş olup uçtu yanımdan,
Toprağı örten çimen oldu.
Gülün kaçıncı goncasıydın
Bilmiyorum.
Akasyalardan çektim seni içime,
Çam kokusu oldun.
Işık oldun gözüme,
Seninle uyanır oldum.
Silkinip döktüm,
Yılların topraklarını üstümden.
Yemyeşil bir bahara doğdum.
Ne güzel ki,
Biliyorum,
Bekliyor beni,
Mahmurçiçeği.

Erkenden uyandırdı,
Sırılsıklam aşk,
Geç kalma diye.

Suat Göksu

 

Serenad

Yeşil pencereden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut,saçlarımda çiğ.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak,
Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollardan geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen,ağır
Goncanın altından süzülmüş her sak.
Senin için dallardan süzülen ıtır,
Senin için karanfil,yasemin,zambak...

Bir kuş sesi gelir dudaklarından;
Gözlerin,gönlümde açan nergisler.
Düşen öpüşlerdir dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıkla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut,saçlarımda çiğ.

Ahmed Muhip Dıranas

 

Arzum

Ay semada parlarken
Çıksak sandalla denize
Kürek suya değdikçe aşk masalı anlatsa bize
hafif bir meltem rüzgarı, dolandıkça içimizde
martılar kıskançlıktan dalsın suya dizi dizi
tabiatin ve kalplerin kavuştuğu bu gece
EN BÜYÜK ARZUM
SENİ SEVİYORUM DE SADECE!!!!

Gamze Hale Yılmaz

 

Ağustos Çıkmazı

Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatlarin yok
Düsersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin, çocuğun olur
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

Atilla İlhan

 

Ben Sana Mecburum

ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükce büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu sehir o eski Istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşamüstü ansızın yorulur
tutsak ustura agzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamiş bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki Haziran'da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şileb sızıyor ıssız gözlerinden
belki Yesilkoy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki korsun kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düsünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düsünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır baska türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.

Atilla İlhan

 

BÖYLE BİR SEVMEK

ne kadInlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azIcIk ok$asam sanki çocuktular
bir ak$am korkudan gözleri sislenir
ne kadInlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemi$tir

hayır sanmayIn ki beni unuttular
hala arasIra mektuplarI gelir
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir $arkI belki bir $iir
ne kadInlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemi$tir

yalnIzlIklarImda elimden tuttular
uzak fIsIltIlarI içimi ürpertir
sanki gökyüzünde bir buluttular
nereye kayboldular $imdi kimbilir
ne kadInlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemi$tir.

belki Haziran'da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir $ileb sIzIyor IssIz gözlerinden
belki Ye$ilkoy'de uçağa biniyorsun
bütün IslanmI$sIn tüylerin ürperiyor
belki körsun kırılmı$sın tela$ içindesin
kötü rüzgar saçlarInI götürüyor

ne vakit bir ya$amak düsün$em
bu kurtlar sofrasInda belki zor
ayIpsIz fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir ya$amak dü$ünsem
sus deyip adInla ba$lIyorum
içimsIra kImIldIyor gizli denizlerin
hayIr b$ska türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.

Atilla İlhan